Bir Grande Türk Kahvesi Alabilir Miyim?

Eğer yaşınız 20’nin filan üzerindeyse, siz de Türkiye’deki Amerikan kahve kültürü istilasından önceki dönemi rahatlıkla hatırlarsınız. Ne çabuk alışıyoruz herşeye; Starbucks Türkiye’ye gireli henüz 11 yıl olmuş ama sanki hepimiz anamızın karnından bir caffè latte grande ile doğduk!

Dünyaya kahve kültürünü yayan Osmanlılar’dan kalma geleneksel ve bir o kadar da lezzetli Türk Kahvesi’nin pabucu nasıl da hemen dama atıldı? Gelin Osmanlı’dan bu yana kahvenin kısa tarihine bir göz atalım ve dünyanın farklı yerlerinde nasıl bir kahve kültürü oluşmuş bir bakalım.

Kahve Hakkında Bilmedikleriniz

Keçileri Kaçırmak Bazen İyi Olabilir

Efsaneye göre Etiyopyalı çoban Kaldi, bir gün keçilerini otlatırken onları tuhaf bir çalının üzerindeki kırmızı meyveleri yerken bulur. Bu meyveleri yiyen keçilerin daha bir enerji dolduğunu, içleri içlerine sığmadığını ve dans etmeye başladıklarını (Harlem Shake herhalde) gören Kaldi, hemen bu meyveleri toplayıp yakındaki manastırdaki rahiplere verir ve hoşgeldin ilk kahve!

Mocha Yemen’den Gelir

Dünya üzerindeki tüm dillere, Arapça ‘qahwah’ kelimesinden geçen kahve, ilk olarak 1400lü yıllarda Yemen’in Mocha bölgesinde yaygın bir şekilde üretilip tüketilir. Yaklaşık 100 yıl içinde de önce Mısır ve Kuzey Afrika’ya, oradan da tüm Orta Doğu’ya ve Anadolu’ya gelir; İstanbul’daki ilk ‘kahvehane’ 1554 yılında açılır (o zamanlar WI-FI yok tabii).

Bu Sefer Gerçekten Türkler

Her konuda “onlar bunu bizden öğrendi” deyip hava atmaya bayılırız ama Avrupa’nın kahveyi Türklerden öğrendiği gerçekten doğrudur. Gerek Osmanlı’yla sıkı ticari bağları olan Venedikli tacirlerin deniz yoluyla İtalya’ya getirmesi ve gerekse Viyana Kuşatması’nda Türkleri bozguna uğratan Avusturyalıların Türklerden kalan kahve ganimetine konması aracılığıyla kahvenin Avrupa macerası başlar. İtalya’da ilk café Venedik’te 1645, Avusturya’da ise Viyana’da 1683 yılında açılır. 

Son Gülen İyi Güler

Bugün dünyanın en büyük kahve üreticileri olan Brezilya, Vietnam, Kolombiya, Endonezya ve Hindistan gibi ülkelere ise kahve 1700lü yıllarda sömürgeci Avrupalılar tarafından götürülmüştür, ama sadece bitki olarak. Bu ülkelerde maalesef kahve kültürü gelişmemiş, belki de geliştirilmemiş, uzun yıllar boyunca kölelere kahve üretimi yaptırılmıştır.

Kahvehane Kültürü

Kahvehaneler, gerek kahvenin ilk çıktığı Orta Doğu’da, gerek Osmanlı topraklarında ve gerekse daha sonradan yayıldığı Avrupa’da, yüzyıllar boyunca hep aydınların toplanıp siyaset tartıştığı mekanlar olmuş, bu sebepten ötürü de tarih boyunca farklı ülkelerde çeşitli yasaklarla karşılaşmışlardır. Halbuki bugünkü gibi aylak aylak kağıt oynasalar, veya İnternette gezinip arkadaşlarıyla dedikodu yapsalar başlarına hiçbir şey gelmezdi! 

Gelin şimdi de dünyanın farklı köşelerindeki kahvehanelerde hangi kahvelerin içildiğine, ne gibi adetler olduğuna şöyle bir bakalım.

Türk Kahvesi

Balkanlardan Ortadoğu’ya, eski Osmanlı topraklarının tamamında yapılan Türk Kahvesi, neredeyse istisnasız bir şekilde hep o ülkenin adıyla anılır (ör. Yunan Kahvesi, İran Kahvesi, Azeri Kahvesi gibi). Ama güzel haber, geçen sene Türk Kahvesi ve Geleneği, UNESCO’nun Kültür Mirası Listesi’ne girerek Türkiye’ye tescillenmiştir! Yalnız işin ilginç tarafı, Türkler kişibaşı yılda 400gr kahve tüketimiyle dünyadaki ilk 100 ülke arasına bile girememektedir! Birinci sırada ise çok şaşırtıcı bir şekilde kişibaşı 12kg ile Finlandiya yer almaktadır. 

Ortadoğu, Al Qahwa veya Mırra

Ortadoğu’da Türk Kahvesi’nin yanısıra Al Qahwa denen, bizdeki Mırra’ya (ki Arapça acı anlamına gelen ‘mur’ kelimesinden türemiştir) karşılık gelen ikinci bir kahve türü vardır. Mırra, kahvenin içine kakule, tarçın, karanfil gibi çeşitli baharatlar konarak uzun süre kaynatılmasıyla elde edilen yoğun kıvamlı bir içecektir. Kulpsuz fincanlarda, çok küçük miktarlarda sunulur ve yanında genelde hurma ikram edilir. Geleneklere göre fincanı size ikram edene geri vermek yerine masaya koyarsanız  büyük kabalık edeceğinizi unutmayın.

İtalya, Espresso

İtalya’nın kahve geçmişi 17. yüzyıla dayansa da bugünkü ‘espresso’ ancak 20. yüzyılda, espresso makinesinin icadıyla ortaya çıkmıştır. Her İtalyan’ın takıldığı bir bar’ı (kahvehanesi) vardır; işe giderken güne bir espresso veya cappucino’yla başlar, orada arkadaşlarıyla günün ilk dedikodularını yapar. Saatler öğleni geçtikten sonra ise İtalyanlar kahveye süt koymayı bırakır, kahvelerini muhakkak sade içerler!

Portekiz, Bica ve Galão

Dünyanın en büyük kahve üreticisi olan Brezilya’ya kahveyi götüren Portekizliler için kahve gündelik hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Portekizlilerin en çok içtikleri kahve ‘bica’dır; bica espresso’ya göre biraz daha yumuşaktır çünkü kahve çekirdekleri daha az kavrulur. Öğleden sonraları ise ünlü Pastéis de Belém tatlısının yanında süt köpüğüyle yapılan ‘galão’ içmeye bayılırlar.

Avusturya, Melange

Viyana Kahvehane kültürü (Wiener Kaffeehaus), Türk Kahvesi gibi UNESCO Kültür Mirası Listesi’ne girmiştir; ve tarihte özellikle Osmanlılara karşı kazanılan zaferlerden sonra kahvehaneler entellerin toplanıp siyaset tartıştığı yerler olmuştur. Avusturyalıların ünlü kahvesi Melange, cappucino gibi süt köpüğüyle hazırlanır ama Portekizlilerde olduğu gibi yine daha az kavrulmuş, daha yumuşak bir kahveden yapılır.

 

Peki sizin favori kahveniz hangisi? Ve sizce nasıl oldu da tüm bu ülkelerde bu kadar köklü bir kahve ve kahvehane kültürü varken Amerikan caféleri hepimizin bir anda gözbebeği oldu?

Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Gezginlerin Ufkunu Açacak Farklı Kültürlerden 7 Atasözü

Bizim ataların da harika sözleri olmasına rağmen dünyanın dört bir köşesinde kullanılan farklı atasözleriyle ufkunuzu daha da açabilirsiniz.