Görmek Değil Deneyimlemek İçin mi Geziyorsunuz?

Bugünlerde seyahat anlayışı çok değişti. Bir yerleri sadece görmüş olmak için gezmek tat vermemeye başladı. Artık unutulmaz deneyimler peşinde koşuyoruz; iki bina fazla görmek yerine yerel hayatı yakından tanımak istiyoruz.

Deneyim Ekonomisi çağında yaşıyoruz. Eskiden kızına bir doğumgünü partisi vermek isteyen bir anne, bakkaldan aldığı temel mallarla (yumurta, un, yağ, şeker, vs.) kendi kendine bir doğumgünü pastası yaparken, zaman içinde hazır kek karışımı ürünlerini kullanmaya, daha sonra da hazır doğumgünü pastası hizmetinden yararlanmaya başladı. Bugün ise bir telefonla bir organizasyon şirketini arıyor, evinde harika bir doğumgünü partisi deneyimi satın alabiliyor, pastası da içinde!

Unutulmaz Deneyimlerin Sahnelenmesi

Hizmet Ekonomisi çağından Deneyim Ekonomisi çağına geçtiğimiz bugünlerde, artık kimse kuru kuruya hizmet almak istemiyor, hizmetlerden oluşan bir sahne gösterisi bekliyor. Örneğin bir yerden bir yere ulaşmak için binebileceğiniz binlerce taksi varken, içlerinden bir tanesi, yolculuk sırasında size sıcak simit ve taze çay ikram etse, sizin istediğiniz müzikleri çalsa, sevdiğiniz günlük gazeteyi bulundursa işte o zaman unutulmaz bir deneyim yaşıyorsunuz.

Değişen Seyahat Anlayışı

İnternetin patlaması ve ucuz uçuşların çıkmasıyla seyahat etmek artık çok kolaylaştı. Tecrübeli Gezgin’ler bugün otelini, uçağını, gideceği yerde göreceği şeyleri çok rahat kendi başına planlayıp satın alabiliyor. Artık o eski usül, 40 kişi bir otobüse doluşup başta bir rehberle yapılan paket turlar hiçbir katma değer sağlamıyor. Eskiden Paris’e gitmek, hayatta bir kere yapılabilecek çok zor birşey olduğu için “Aman gelmişken Eyfel’in önünde bir hatıra fotoğrafı çektirmeden dönmeyeyim” kafası varken bugün Pegasus’la €50’ya bile bilet bulabildiğimiz için “Ay şekerim boşver Eyfel’i, şöyle Fransızlar gibi kafelerde vakit geçirelim” kafasındayız hepimiz.

Deneyim Odaklı Seyahat

Anlayacağınız, görme devri artık sona erdi, unutulmaz deneyimler peşindeyiz. Örneğin Paris’te bir Pazar sabahı sadece Parizyenlerin gittiği bir semt pazarına gitsek, oradaki küçük sevimli boulangerie’den aldığımız kruvasanla bir cafe’de oturup onlar gibi vakit geçirsek. Hatta o kafede yerel bir sanatçıyla tanışsak, bizi atölyesine götürse, ikram ettiği şarap eşliğinde bize yaptığı eserleri gösterse. İşte böyle anlar yaşamak istiyoruz, boşverin Eyfel’i bir daha geldiğimizde görürüz!

Nereden Bulacağız Bu Deneyimleri?

Maalesef bugün seyahat firmaları bu değişimi hala göremiyor, eski usül paket turlarına devam ediyorlar. Ama bu ihtiyacı yaşayan insanlar kendi çözümlerini kendileri üretmeye başladılar. Daha önce de bahsettiğimiz gibi Peer-to-Peer anlayış içerisinde herkes kendi yaşadığı yerin kültürünü, böyle deneyimler üzerinden anlatmaya çalışıyor. Ama bunlar yarım günlük aktiviteler şeklinde sunuluyor ve fiyatları oldukça yüksek. Birkaç gün geçirmek istediğiniz bir yerde bunun gibi aktivitelerden oluşan bir program oluşturmanız hem çok zor hem çok pahalı.

Tale ile Masal Gibi Programlar

İşte Tale olarak tam da burada devreye giriyoruz. Gezilerimizde bir yerin kültürünü yemeğinden sanatına, müziğinden zanaatına tüm yönleriyle tanıtıyor ve birkaç gün içinde bir deneyimden diğerine sürükleyici bir masal yaşıyorsunuz. Ve herşeyden önemlisi tüm bunlara VIP bir hizmet gibi fahiş fiyatlarla değil, herkesin ödeyebileceği makul rakamlarla ulaşıyorsunuz.


Siz de artık hizmetin ötesinde unutulmaz deneyimler mi kovalıyorsunuz? Seyahat ederken sadece görmek değil, derinden soluyarak yaşamak mı istiyorsunuz? O zaman aynı yöne bakıyoruz! Gelin bu yolculuğa birlikte çıkalım.

 

Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Yerel Kültürü Tanımanın 5 Sırrı

Seyahat ederken, gittiğimiz yerlerde bir turist gibi değil, oralı gibi yaşamak isteyenlerden misiniz? Arka sokaklarda kaybolup yerel hayatı yakından tanımak size çok cazip mi geliyor? O zaman size yerel kültürünü tanımanın beş yöntemini açıklıyoruz.