Osmanlıca Hakkında Yanlış Bilinen 5 Şey

Hararetli bir Osmanlıca tartışması yapılıyor bugünlerde. Osmanlıca aşağı, Osmanlıca yukarı. Nedir bu Osmanlıca? Sadece mezar taşı okumaya mı yarar? Yoksa şöyle bir arkadaşımızla oturup doyum döküm Osmanlıca konuşabilir miyiz?

Erdoğan’ın “İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek.” demesiyle bir anda gündemin baş köşesine oturan Osmanlıca hakkında herkes bilip bilmeden konuşmaya başladı. Sizin de otobüste, minibüste, iş yerinde, televizyonda sıklıkla kulak misafiri olduğunuz o yanlış bilgilere gelin bir göz atalım.

1) Osmanlıca Türkçe’den Tamamen Farklı Bir Dildir

osmanlica-metin.jpg

Konu hakkında fazla bilgisi olmayanlar, Osmanlıca’nın Türkçe’den tamamen ayrı, sanki Almanca, Fransızca, Çince gibi kendi başına bir dil olduğunu düşünüyorlar. Herkesin anlayacağı dilden söylemek gerekirse, Osmanlıca dediğimiz şey, Arapça ve Farsça kelimelerle bezenmiş bir Türkçe’nin, Latin alfabesi yerine Arap alfabesiyle yazılmasıdır*.

Gelin bir örnek yapalım. Bugün Taksim’de bir cafe’de otururken bir arkadaşınıza söyleyebileceğiniz şu iki cümleyi ele alalım:

“Öğrencilik, hayatın en coşkulu dönemine rastlar. Bu dönemde sürekli bir hareket etme eğilimi vardır.”

Şimdi bu cümlenin içindeki Türkçe kelimeleri, hemen Arapça kelimelerle değiştirelim:

“Talebelik hayatın en galeyanlı devresine tesadüf eder. Bu devrede faaliyet için mütemadî bir temayül duyulur.”

1700lü yılların İstanbul’unda yaşasaydınız, bir arkadaşınızla konuşurken yukarıdaki cümleleri aynen bu şekilde söyleyecektiniz. Peki bunu yazıya dökmek istesek ne yapacağız? Latin alfabesi yerine Arap alfabesine çok benzeyen, elifba denen Osmanlı alfabesini kullanacağız.

İşte Osmanlıca dediğimiz şey, özetle budur. Yani Türkçe’den apayrı bir dil filan değildir. Zaten dil biliminde genellikle Osmanlıca değil Osmanlı Türkçesi ifadesi kullanılır.

2) Balkanlar'dan Ortadoğu’ya Herkes Osmanlıca Konuşuyordu

Şöyle bir ‘Muhteşem Süleyman’ devrine gidin. Balkanlardan Ortadoğu’ya, oradan da Kuzey Afrika’ya uzanan bir imparatorluk. Zannediyor musunuz ki tüm bu yerlerde herkes şakır şakır Osmanlıca konuşuyordu? Tabii ki hayır. Osmanlı’nın hükmettiği topraklarda herkes kendi dilini konuşuyordu. Yani o tarihlerde bir turist olarak İstanbul’dan kalkıp piramitleri görmek için Mısır’a gitseniz Kahire’de insanların Osmanlıca konuşacağını filan düşünmeyin! Tabii ki Arapça konuşacaklar ve sizin ne dediğinizi anlamayacaklardı.

3) Osmanlı Zamanında Kimse Türkçe Konuşmuyordu

O tarihlerde, Anadolu’da halkın konuştuğu ve bugün konuştuğumuz dilin temelini oluşturan Türkçe, İstanbul’da saray çevresinde yaşayan elit kesim tarafından ‘Kaba Türkçe’ olarak adlandırılıyordu. Bu eğitimli ve elit kesim, genellikle kendi aralarında konuşurken, bir yabancı dil olarak öğrendikleri Farsça’yı tercih ediyorlardı. Yani bunu şöyle düşünün, bugün İstanbul’da yaşayan elit kesim, kendi arasında İngilizce konuşsa nasıl olurdu? İşte aynen öyle.

4) Herkes Çatır Çatır Osmanlıca Yazardı

Ancak Osmanlıca, devletin resmi diliydi. Devletle yapılacak tüm işlemlerde yazı dili olarak Osmanlıca kullanılmak zorundaydı. Okuma yazma oranının %2’ler seviyesinde olduğu bir dönemde genelde de bu dilekçe yazma işini arzuhalciler yapıyordu.

5) Halk Bülbül Gibi Osmanlıca Konuşurdu

Şimdi kendinizi o tarihlerde Konya’da yaşayan bir Türk olarak düşünün. Gündelik hayatınızda, evde, sokakta sadece Türkçe konuşuyor olacak, ve çok büyük ihtimalle okuma yazma bilmiyor olacaktınız. Devletle bir işiniz olduğunda koşa koşa bir arzuhalci bulacak, derdinizi anlatıp ondan Osmanlıca bir dilekçe yazmasını isteyecektiniz. Ve tutun ki bu işi çözmek için İstanbul’a gitmeniz gerekti. Sokakta karşılaştığınız zengin, saraylı insanlar kendi aralarında sizin hiç anlamadığınız bir dil olan Farsça’yı konuşuyor olacak, size de ‘kaba’ bir dil konuşan basit insan muamelesi yapacaklardı.

Belki biraz dramatize etmiş olabiliriz ama o tarihlerde Anadolu topraklarında yaşayan Türklerin yaşadığı senaryo kabaca bu şekildeydi. Şimdi buyrun bir de buradan yakın, Osmanlıca tartışmalarına bir de bu açıdan bakın.  

 

*Dil bilimciler lütfen bize saldırmasın. Tabii ki Osmanlıca’yı bu şekilde tanımlamak çok basite indirgemek oluyor ve bu tanım tam olarak doğru bir tanım da değil. Ama herkesin daha rahat anlayabilmesi için bu şekilde tanımladık.

Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Yeni Logo Türk Kültürünü Yansıtıyor Mu?

Geçtiğimiz günlerde “Turkey. Discover the potential” sloganı ve yeni logo halka tanıtıldı. Peki bu logo Türk kültürünü gerçekten ne kadar yansıtıyor?