Türk Çayının En İyi Çay Olduğunu Mu Sanıyorsunuz?

Dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan çayı, dünyadaki herkesten daha fazla tüketiyoruz. Ama çay hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Haydi şimdi çay zamanı!

Türk Kültürü dediğimiz zaman aklımıza ilk gelen şeylerden biridir çay. İnce belli çay bardağımızı, çaydanlık denen bu işe özgü kabımızı, renkli porselen çay tabaklarımızı, çay-simit konseptimizi filan düşünüp birçoğumuz çayın tüm dünyaya Türkiye’den yayıldığı gibi son derece yanlış bir fikre kapılırız. Halbuki tam tersi; çayın tüm dünyada en son girdiği ülke Türkiye’dir desek pek de yanlış olmaz.

Tüm Dillere Türkçe’den Geçti Değil Mi?

İtiraf edin, gittiğiniz farklı ülkelerde çaya “chai” benzeri şeyler dendiğini görüp “Aa Türkçe’den almışlar bu ismi” diye düşünüyorsunuz değil mi? Halbuki çay kelimesi, dünyada tüm diğer dillere olduğu gibi Türkçe’ye de Çince’den geçmiştir. Çayın Çince’nin farklı lehçelerinde iki söylenişi vardır: chá ve te. Dünya üzerindeki bütün dillere de bu iki sözcükten türetilerek girmiştir.

Yeşil ve Siyah Çay Farklı Bitkiler Mi Acaba?

Doğadan ve topraktan kopmuş biz şehirli insanlar, nasıl yeşil zeytinle siyah zeytinin farklı ağaçlardan elde edildiğini zannediyorsak, aynı şekilde yeşil çayla siyah çayın da farklı bitkiler olduğunu sanarız. Halbuki, geleneksel tavşan kanı siyah Türk çayından tut, bugün o Karaköy gibi trendy mekanlarda içmeye başladığımız beyaz, sarı, yeşil vb. tüm çaylar Camellia Sinensis denen tek bir bitkiden gelir. Ve yapılan tüm bilimsel çalışmalarda, genetik olarak bu bitkinin tüm dünyaya Çin’den yayıldığı ispatlanmıştır.

Bir Çin İcadıymış Azizim

Sadece biyolojik değil, tarihsel kayıtlar da çayın bir Çin icadı olduğunu gösterir. Efsanelere göre çay, MÖ 2700’den beri Çin’de ilaç olarak içilmektedir. Çay denince akla gelen en önemli ülkelerden Japonya’ya geçişi bile binlerce yıl sonraya, MS 600’lere rastlar. Yine aradan koca bir 1000 yıl geçtikten sonra, yani 16. yüzyılda Avrupalılar çayla tanışır. Bugün tüm dünyaya çay satan Hindistan bile, her ne kadar Çin’le komşu olsa da çayla ancak 19. yüzyılda İngilizler sayesinde tanışmıştır.

Yüz Yıldır Bile İçmiyoruz

Hepimizin bir ata içeceği sandığı çayın Türkiye’ye gelişi ise Cumhuriyet dönemiyle olmuştur, yani henüz 100 yıllık bir tarihi bile yoktur! Osmanlı zamanında herkes kahve içerken, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra artık Yemen gibi kahve üreten toprakların yokluğunda kafein sıkıntısı çekilmeye başlanınca, Anadolu topraklarında da üretilebileceği farkedilen çay bitkisi getirtilmiş ve Türk insanı ilk defa çayla tanışmıştır.

Biz Çayı Çok Sevdik

Ama öyle bir tanışma ki, adeta ilk görüşte aşk! Türkler, çayla tanışmalarından daha 100 yıl bile geçmeden, binlerce yıldır çay içen Çinli kardeşlerine fark atmış, onlardan 10 kat daha fazla çay tüketmeye başlamıştır. Bugün bir Çinli ortalama yılda 0.82kg çay tüketirken bir Türk 7.7kg ile dünyanın en çok çay içen insanıdır! Üretimde ise Çin (%35) ve Hindistan (%20) başı çekerken Türkiye (%5) dünyanın en büyük beşinci çay üreticisidir. Yani hem üretiyoruz, hem tüketiyoruz.

cay-kulturu.jpg

Çay Kültürümüz Sıfır

Çok üretiyoruz, çok tüketiyoruz ama maalesef çay kültürümüz çok zayıf. Yani nicelik çok, nitelik yok! Mesela bizde çay bitkisinden sadece siyah çay üretilirken, Çin’de aynı bitkiden beyaz, sarı, yeşil, oolong, pu-ehr, siyah gibi envai çeşit çay üretilmektedir. Orada çay demlemek bir sanat, hatta bir felsefe halini almış, çayın kalitesinden saklama koşullarına, demleme suyunun sıcaklığından kullanılacak kabın materyaline büyük bir özen gösterilmektedir.

Kırık Çay İçeceğime Atık Çay İçerim

Çin’de en fakir insanlar bile yaprak çay içerler. Hatta öyle ki, bizdeki gibi kırık çay içmektense, pahalı restoranlardaki birinci sınıf çayların bir kere demlendikten sonra atılan yapraklarını alıp demlemeyi tercih ederler. Çinliler iyi bir çayı asla 3-4 dakikadan daha uzun süre demlemezlerken, bizde “Çay taze mi?” diye sorduğunuzda “Abi sabah demledim, çok taze” gibi cevaplar çok normaldir!

Poşet Çay Saçmalığı

Çayda yozlaşmanın son noktası ise son yıllarda hepimizin hayatına giren o iğrenç poşet çaylardır. Bırakın kırık çay yapraklarını, bunlar kırığın da kırığı, çayın tozundan yapılmakta, içine de renk versin diye yapay gıda boyası katılmaktadır. Çay tozu nedir biliyor musunuz? O birinci sınıf yaprak çaylar paketlenirken kırılıp dökülen çer çöp!


Hadi çay felsefesini, çay seremonilerini filan geçtik de bu kadar da düşmeyelim artık. Dünyada en çok çayı tüketen, en büyük üreticilerden biri olan biz Türkler, artık çay bilincimizi biraz geliştirsek, daha kaliteli çaylar talep etsek iyi olmaz mı?

 
Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Bir Grande Türk Kahvesi Alabilir Miyim?

Eğer yaşınız 20’nin filan üzerindeyse, siz de Türkiye’deki Amerikan kahve kültürü istilasından önceki dönemi rahatlıkla hatırlarsınız. Ne çabuk alışıyoruz herşeye; Starbucks Türkiye’ye gireli henüz 11 yıl olmuş ama sanki hepimiz anamızın karnından bir caffè latte grande ile doğduk!