Nereden Geliyor Bu Değirmenin Suyu?

Tecrübeli gezginlerin en sık karşılaştığı soru budur. Çok gezebilmenin sırrı ne? En doğru gezme yöntemi hangisidir? Merak ediyorsunuz değil mi?

Geçtiğimiz günlerde İTÜ Gezi Kulübü’nün düzenlediği Seyyah15’e dinleyici olarak katıldık. Aylak İlsu, Engin Kaban, Özcan Bostancı, Anıl Kangal gibi çok sevdiğimiz ve hayranlıkla takip ettiğimiz birçok gezgini büyük bir keyifle dinledik. Böylesine başarılı bir organizasyonu kotaran İTÜ Gezi Kulübü’nü bir kez daha tebrik ediyoruz. Bir öğrenci organizasyonu olarak bundan daha iyisi olamazdı!

Kimisi motosikletiyle, kimisi sırt çantasıyla kimi de bisikletiyle; bir kısmı işinden istifa ederek, bir kısmı bulduğu her izin ve tatili değerlendirerek, bir kısmı da sisteme çalım atıp kendine daha özgür bir yaşam tarzı seçerek dünyayı karış karış dolaşan gezginler, aslında bizlere gezmenin ne kadar farklı çeşidi ve yorumu olabileceğini gösterdiler, ilham verdiler.

İki gün boyunca yapılan tüm o güzel sunumların ve dinlediğimiz o enfes hikayelerden gezmeyi seven herkesin çıkarması gereken üç ders vardı. Gelin şimdi onlara yakından bakalım.

1) Farklılıklar Üzerinden Kendini Keşfetmek

Tüm tecrübeli gezginlerin üzerinde anlaştığı şaşmaz bir gerçek var. Diğer kültürlerin farklı yanlarını tanıdıkça insan, aslında hem kendini hem de kendi kültürünü keşfediyor. Ve ne kadar farklı kültürle, farklı durumla karşılaşırsanız kendinizi o kadar daha iyi tanıma fırsatı yakalıyorsunuz. Gezmek ve mümkünse hem Türk kültüründen hem de daha önce gördüğünüz diğer kültürlerden daha farklı kültürlerin olduğu yerlere gitmek insanın hem ufkunu genişletiyor hem de hoşgörüsünü artırıyor. Örneğin tamamı Avrupa’da 10 ülke gezmiş bir insanla, her biri farklı kıtada 10 ülkeyi gezmiş bir insan bir olmuyor. Yani:

“Ne kadar farklı kültür tanırsanız, ufkunuzu o kadar genişletir, kendinizi o kadar fazla keşfeder, o kadar hoşgörülü olursunuz.”

2) Konfor Alanının Dışına Çıkarak Güçlenmek

İnsan alıştığı düzenden, rahattan uzaklaşıp daha zor şartlara girdikçe, bu zorluklarla mücadele ederken kendi sınırlarını test edip ne yapıp ne yapamadığını gördükçe daha çok güçleniyor. Ailenizin yanından çıkıp kendi evinize geçtiğiniz ilk zamanları düşünün. Veya üniversite okumak için başka bir şehre gidip sıfırdan bir sosyal çevre oluşturmak zorunda kaldığınız günleri. Konfor alanımızın dışına çıkıp mücadele ettikçe daha da güçlenmiyor muyuz? Beş yıldızlı otellerde geçirilen en konforlu bir seyahatte bile gittiğimiz ülkenin şartlarına uyum sağlamaya çalışmak bizi bir nebze güçlendirir. Ama kendinizi ne kadar zorlamak istediğiniz size kalmış. Bu mücadeleyi daha da üst düzeye taşımak ve kendinizi çok daha fazla güçlendirmek isterseniz, kısıtlı bir bütçeyle bir dünya turuna çıkmayı deneyebilirsiniz. Yani:

“Seyahat etmek, bize kendimizi güçlendirmemiz için büyük bir fırsat sunar. Tabii bunu hangi dozda yapacağınız size kalmış.”

3) Gezmeyi Bir Öncelik Haline Getirmek

Siz de gezmeyi çok seviyorsanız, bunu hayatınızın önceliklerinden biri haline getirdiyseniz, daha çok gezebilmek için iki şeye ihtiyaç duyduğunuzu iyi bilirsiniz: zaman ve para. Kimilerine göre en iyi yöntem belirli bir parayı biriktirdikten sonra istifayı basıp bir yıl dünyayı gezmek iken, kimilerine göreyse sistemi tamamen reddedip hippi bir yaşam tarzı benimsemek ve dünyanın her köşesini kendi evi gibi benimsemektir. Bu iki uçtan birini tercih etmeyen gezginler ise eldeki imkanları sonuna kadar zorlayıp kazandıkları tüm parayı ve bulabildikleri tüm boş zamanı gezmeye harcamaktan çekinmezler. Yani:

“Gezmeyi gerçekten istiyorsanız, bunu hayatınızın önceliği haline getirir ve kendi yaşam tarzınıza uygun bir modelle öyle ya da böyle gezmeye zaman ve kaynak yaratırsınız.”

Çeşitliliğin Güzelliği

Hayatta hiçbir konuda olmadığı gibi, gezmek konusunda da tek bir doğru yoktur; her gezginin kendi tercihleri çerçevesinde benimsediği kendi doğruları vardır. İster çadırınızı yüklediğiniz bisikletinizle hippi bir tarzda dünyanın dört köşesine kamp kurun, isterseniz de para biriktirip yakalayabildiğiniz tüm boşluklarda kendinizi gezmeye verin. İnsan yeter ki gezmek istesin, önünde hiçbir engel duramaz. Dünya üzerinde ne kadar çok gezgin varsa hepsinin kendine has bir gezme tarzı, kendi tercihleri doğrultusunda oluşturduğu bir yaşam biçimi vardır. Zaten işin güzelliği de bu çeşitlilikte değil mi?  

 
Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Görmek Değil Deneyimlemek İçin mi Geziyorsunuz?

Bugünlerde seyahat anlayışı çok değişti. Bir yerleri sadece görmüş olmak için gezmek tat vermemeye başladı. Artık unutulmaz deneyimler peşinde koşuyoruz; iki bina fazla görmek yerine yerel hayatı yakından tanımak istiyoruz.