Kerimcan Akduman Röportajı

Kerimcan Akduman Kimdir?

Çocukluğundan beri dünyanın dört bir tarafını gezmiş tam bir süper gezgindir Kerimcan. Farklı bakış açısını, kendine has esprili anlatımıyla yedi yıldır I can travel'da yansıtıyor; çok da iyi yapıyor. Biz ona bayılıyoruz.


I can travel ismi nereden çıktı? "Gezmeyi iyi biliriz" mi demek istiyorsun?

Hiç bir zaman öyle bi iddiam olmadı. Gezmek çok kişisel bir eylem. Sadece daha tecrübeli olabilirsin ama asla iyi bilmek diye bir şey olduğunu düşünmüyorum seyahatte. Keyfi de buradan geliyor zaten. Blogu yazma kararı aldığımda bir isim koymam gerekiyordu. Aklıma ilk gelen isimlerden en çok hoşuma giden bu oldu. Sonrasındaysa 'herkesin seyahat edebileceği'ne dair düşüncemi desteklediğini farkettim.

Ne kadar zamandır geziyorsun?  

Ailem oldukça seyahatsever bir aile oldu her zaman. Çocukluğuma dair ilk hatırladığım anılar hep seyahatlerde. Kendi başıma seyahat etmeye 19 yaşında başladım. İlk yalnız seyahatim yurtdışına oldu ve hayatım değişti. 

Seyahatte skora önem verir misin? Benim gezdiğim ülkeler senin gezdiklerini döver kafasında mısın?

Pek umrumda değil. Ben keyfime bakıyorum genelde. Dünyada her yemeği yemek, her filmi izlemek, her kitabı okumak mümkün değil. Her ülkeyi veya şehri görmek de. Önceliklerimi belirleyip onlara gidiyorum. Çok seversem defalarca gidiyorum. 

Bu kadar seyahat blogu/sitesi varken I Can Travel'in nesi farklı? İnsanlar neden seni okusun?

Bilmem, onu okuyanlara sormak lazım. Ben 2008’de blog yazmaya başladım ve amacım giden eş dost mail atıp sormasın, belli bi adres olsun gelip ona baksınlardı. İş eş dosttan çıktı. Başkalarına gitti. Ben I can travel’da ne okumak istiyorsam onu yazıyorum. Bu nedenle davet edildiğim yerleri sadece seversem yazıyorum bunu kabul etmeyen yerlere gitmiyorum, reklam almıyorum, advertorial yayınlamıyorum. Sadece ortak projeler yaptığımız aynı bakış açısında olduğumuz kurumlarla çalışmayı seviyorum. 

Hiç hayatında o klasik tur şirketlerinden biriyle seyahat ettin mi? Hani şu €299'ya üç ülke gezen turlardan bahsediyorum. Neden?

Hayır. Pek tarzım değil koyun gibi şehrin turistik klişeleri arasında otobüsle dolaştırılmak.

Gittiğin yerin yerel kültürünü merak eder misin? Oralı insanların nasıl yaşadığı, kültürlerinin farklı yanları sana ilginç gelir mi?

Seyahat etmemin temel motivasyonu merak. Bu nedenle seyahat kısmı kadar öncesi de benim için çok önemli. Kültür dediğimiz şey dev bir yığın. İçinde edebiyat, sinema, resim, yemek, müzik, giyim, dans ve bir çok elementi barındırıyor. Seyahat edeceğim yere gitmeden önce bunların en azından ilgili olduğum kadarıyla kendimi alakadar etmek zorunda hissediyorum. Gittiğim bir yerde barda oturup oranın yerlisine soru soracak ve onun cevabını anlayacak kadar yakın tarih ve güncel siyaseti öğrenmeye çalışıyorum. Her ülkenin hatta şehrin kendine münhasır bir şeyi var. Şaşırmak için seyahat etmiyor muyuz?

Bir yerin kültürünü tanımak için neler yaparsın? Gezginlere vereceğin taktikler var mı?

İnternet varken pek taktiğe gerek yok. Müzik bedava, bilgi bedava, film bedava. Üşenmesinler okusunlar araştırsınlar.

Tüm bunları yapmana rağmen sence oranın kültürünü yakından tanıyabiliyor musun? Ne kadar derine inebiliyorsun?

Bunları övünmek için değil tanım yapmak için söylüyorum doğduğumdan beri İstanbul’da yaşıyorum. Üç kuşaktır İstanbullu, şehri okuyan araştıran gezen bir aileden geliyorum. Hala bilmediğim alt kültürler, semtler, eserler, sokaklar var. Aynısı başka yerler için de geçerli. Bir haftalık şehir seyahatinde derine inmek gibi bir şansım yok. Ben öncesinde okuduğum araştırdığım şeylerin ancak pratiğe dökülmüş halini gözlemliyorum seyahatlerimde. Bu da öğrendiğim şeyi pekiştiriyor. Bilgiyi deneyimlemek oluyor seyahat benim için.

Tale'in yaptıklarını nasıl buluyorsun? Sence Tale gezileri bu ihtiyacı karşılıyor mu?

Tale’in verdiği hizmet ülkede kitlesel turizmin dolduramadığı ve asla dolduramayacağı bir boşluğu kapatmak aslında. Bu nedenle bence başarılı bir girişim. Araştırmaya, okumaya ve programlamaya vakti olmayanlara klişelerden uzak bir seyahat hizmeti vermek güzel bir fikir.

Şu ana kadar deneyimlediğin en ilginç, en farklı kültür hangisiydi? Başından geçen en tuhaf hikayeyi bizimle paylaşır mısın?

Genelde yakınımızda bulunan yerler prototip yerler. Avrupa ve Batı medeniyetinde çok farklı bir yaşam kültürü bulmak giderek zor. Bu nedenle en farklı kültürel deneyimlerimi Güney Afrika’da yaşadım. Cape Town’un en büyük townshiplerinden olan Langa’yı ziyarete gittim. Bana orada rehberlik eden dostum puba gidip gitmek istemediğimi sordu ve tabi ki evet dedim. Pub teneke mahallesinin ortasındaki başka bir barakaydı. İçeri girdiğimiz Langalılarla beraber ortamızda içi mısır birası dolu bir kova vardı. Ben bardaklar nerede demeye kalmadan herkes kovadan birer yudum alarak sağdan döndürmeye başladı. Normalde Afrika’da hijyenik nedenle asla cesaret edemeyeceğim bir şeyi düşünmeden sadece ortama uyum sağlamak için yaptım. İyi ki de yapmışım hiç pişman değilim.

Sence dünyadaki en çarpıcı kültür hangisi? Hayallerindeki seyahat nereye?

Uzun zamandır hayalini kurduğum rota Batı Afrika. Ancak hem hastalıklar hem de savaşlar nedeniyle dünyanın şu anda riskli coğrafyalarından bir tanesi. Bir gün daha sakinleşirse oralara en az birkaç haftalık bir seyahat yapmak istiyorum.

Peki bu kadar gezdin, başına gelen en komik şey neydi?

Sanırım ilk yurtdışı seyahatimdeki deneyimsizlikliklerimdi en komikleri. 

Nereden geliyor bu değirmenin suyu?

Miras değil, alınteri ve basın gezileri.

 

Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Japonya’da Kendinizi Pislik Torbası Gibi Hissettirecek 5 Şey

Siz de Türklerin dünyanın en temiz insanları olduğunu düşünenlerden misiniz? O zaman Japonya’ya gittiğinizde büyük bir şok yaşayabilirsiniz, bizden söylemesi.