Kitle Turizmi Sizi de Çıldırtmıyor mu?

Zamanında kendine has özgün bir dokuya sahip yerlerin, öbek öbek gelen turistlerle yozlaşıp benliğini yitirmesi içimizi parçalıyor. Bunun için bir şeyler yapamaz mıyız?

Şimdi hayalinizde çam ağaçlarıyla kaplı minik tepelerin biri üstüne kurulmuş, birbirinden sevimli evlerle bezeli, meydanındaki kahvesinden uzaktan da olsa denizi gördüğünüz tatlı bir köy canlandırın. Köyün yerlisi birkaç amca ve teyzeden başka kimsenin olmadığı meydandaki şirin kahvelerden birinde, o köyde yetişen ürünlerle hazırlanmış leziz kahvaltınızı yaparken kuş seslerini ne kadar da özlemiş olduğunuzu farkediyorsunuz.

Turist akınına uğramadan önce, kuşlar öterken...

Turist akınına uğramadan önce, kuşlar öterken...

Her şey ne kadar da mükemmel derken bir anda uzaktan kalabalık bir turist kafilesi beliriveriyor ve beş dakika geçmeden o huzur dolu köy meydanı 60 kişilik grupla tıka basa doluyor. Az önce tatlı tatlı muhabbet ettiğiniz kahveci, büyük bir uğultu çıkartan bu gruba hizmet edebilmek için çırpınırken doğal olarak sizi unutuyor. Çantalarından çıkarttıkları sandviçleri yiyen, kahveden içecek dışında hiçbir şey almayan bu grubun çıkarttığı gürültüden kuşlar biler rahatsız olup ötmeyi kesiyorlar. Yarım saatlik bu eziyetin ardından, kalabalık grup ellerinde fotoğraf makineleriyle yine büyük bir patırtıyla kalkıp bir sonraki duraklarına doğru yola koyuluyor. Vah oradakilerin haline!

Turist akını sonrası, kuşların sessizliği!

Turist akını sonrası, kuşların sessizliği!

Turizmin Büyük Açmazı

Turizm bilim adamlarının yıllardır tartıştığı bir açmaz bu aslında. İnsanların ilgisini çeken özgün bir değere sahip bir yer, ilk turistin oraya ayak basmasıyla birlikte turistikleşmeye başlıyor. Turistten gelen kolay paranın cazibesine kapılan yerel halk, zaman içinde bir dönüşümden geçerek sahip oldukları o özgün değeri yozlaştırıyor. Ve yıllar içerisinde tamamen yapay, turistik ve samimiyetsiz bir hale dönen bu yer, özellikle bilinçli turist için artık cazibesini yitiriyor. Ne köyün köylüğü, ne köylülün köylülüğü ne de turistin turistliği kalıyor.

Sürdürülebilir Turizm Çok mu Zor?

Ne olurdu bu anlattığımız köyde, köylü o özgün dokusunu korusa? Akın akın turist gelecek diye Çin malı hediyelik eşyaları doluşturmasa? Kahvaltı verirken köy yumurtası diye marketten aldığı yumurtayı sunmasa? O köyü cazip kılan değerler neyse onlara sıkı sıkıya sarılsa, kısa vadeli düşüncelerle üç kuruş fazla kazanmak için o değerlerin yozlaşmalarına izin vermese? Bir yandan gündelik hayatını sürdürürken, turizmi doğal ve samimi bir şekilde o hayatın içine yedirse? Bütün bunları yapmak çok mu zor?

Tale gezilerinde, yerel kültürü koruyup ona destek oluyoruz.

Tale gezilerinde, yerel kültürü koruyup ona destek oluyoruz.

Biz Bu Konuda Ne Yapıyoruz?

Tabii ki tek başımıza tüm bu sistemi düzletemeyiz ama elimizden geleni yapıyoruz. Her şeyden önce, artık turistikleşmiş, özgün halini yitirmiş ne varsa ondan fellik fellik kaçıyoruz (ör. Urfa’daki o tamamen turistik sıra gecesi bozuntusu şeylerden). Programlarımıza koyduğumuz her deneyim, o yerin kültürünü el değmemiş haliyle yansıtan deneyimler oluyor. Sizleri bir misafir gibi değil de “yolunacak turistler” olarak görme niyetinde olan hiç kimseyle çalışmıyoruz. Ve deneyimleri tasarlarken, o yörenin yok olmaya yüz tutmuş geleneksel değerlerini ön plana alıp bir yandan bu değerlerin korunmasına destek olurken öte yandan onları bozmadan, üst düzey özeni göstererek aktarmaya çalışıyoruz.

Seyahat tecrübesi ve bilinci yüksek bizlerin artık bu kötü gidişe dur deme zamanı gelmedi mi? Kültürel değerleri bozmadan, yozlaştırmadan da seyahat edebiliriz. Sizce de öyle değil mi?

Not: Yazımızın başında anlattığımız hikayede geçen kişi ve olaylar tamamen gerçektir ve dün bizim başımızdan geçmiştir. O köyün neresi olduğunu merak mı ediyorsunuz? Bunun ne önemi var ki?

 

Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Yurtdışında Neden Türk Görmekten Rahatsız Oluyoruz?

Yurtdışında gezerken Türkçe konuşan insanlar görünce bir anda tüyleriniz diken diken mi oluyor? İçinde bulunduğunuz o masal aleminin büyüsü mü kaçıyor? Peki sizce neden böyle?