Eskilerin Tereyağı Lezzeti Günümüzün Süt Kreması Mı?

Gün geçtikçe eskiye duyulan özlem bazı konularda hiç değişmiyor. Bunlardan biri de sıkça duyduğumuz , besinlerin eski tadının olmayışından dolayı yapılan hayıflanmalar; ‘Nerede o eski domates kokusu’, ‘ Bu meyvelerin de artık hiç tadı yok!’ , ‘eski köy tereyağları ne lezzetliydi’.

Kahvaltıda tereyağı eksik olmaz bizim kültürümüzde. Klasiktir. Kızarmış ekmek üzerine sürülen mis gibi kokan tereyağının üzerine bir de bal veya reçel sürüldü mü değmeyin o lezzet keyfine! Yemeklerde de çok kullanılır. Özellikle Karadeniz yemeklerinin asıl geleneksel tadı tereyağından gelir. Peki geçmişte bu kadar çok kullanılan tereyağı günümüzde bu kadar kullanılıyor mu?  Yediğimiz tereyağları ile geçmişte yenenler arasında lezzet ve kalite farkı var mı?

tale_blog_tereyagi_mera.jpg

Meralardan Kapalı Tesislere

Biliyorsunuz, ‘gezen tavuk’ kavramı çıkalı çok olmadı. Doğada dolaşan hayvanların çeşitli otlarla beslenip sağlıklı ve doğal ürün vermeleriyle böyle bir tanım girdi hayatımıza. Aynı kavramı ‘gezen inek, koyun, keçi ve manda’ için de kullanabiliriz. Eskiden meralarda köylülerin ektikleri besinlerle doğal, istedikleri gibi otlanan bu hayvanlar hiç bir kimyasal madde ile beslenmiyorlardı. Yapılan tereyağı, peynir veya yoğurt tamamen doğal ve katkı maddesiz olarak üretiliyordu. Şimdilerde ise daha çok verim alınması için hayvanlar doğal ortamlarından kapalı ahırlara tıkıştırılıp, suni yemlerle besleniyorlar.

tale_blog_tereyagi_yayik.jpg

‘Eskilerin’ lezzeti Yayık Tereyağı

Eskiden tüketilen tereyağının zararları üzerine hiç konuşulmazken günümüzde neden hep bir kuşku ile yaklaşılıyor? Geleneksel yöntemlerden uzaklaştıkça doğallığını kaybediyor çünkü. Fıçı ustalarının hünerli elleriyle ağaçtan yaptıkları yayık adı verilen bir fıçı üretilir ve yayılacak yoğurt yayığa konulduktan sonra yayık asılırdı. Hatta evlerde yayık asmak için özel yerler bile olurdu. Yayma (sallama) işine ise tutma yerinden tutularak ileri geri sallanarak devam edilir. Bir diğer yöntem ise dövme yöntemiyle yapılan tereyağı, buna da dövme tereyağı deniyor. Yayma işi, yağın ayrandan ayrılmasına kadar devam eder sonra yayık boşaltılır. Ayranın üst kısmında biriken tereyağları kaşıkla toplanır ve yıkanır, mis gibi yayık tereyağı ile sofralarımıza gelir. Altın teri ve müthiş bir emekle ortaya çıkan tereyağı hem sağlıklı hem de lezzetli olur böylece.

tale_blog_tereyagi_yeni.jpg

Peki, ya günümüzde?

Doğal olan ne varsa onun peşindeyiz artık. Marketlerde ‘organik’ etiketli pek çok besin pek çok reyon görüyoruz. Katkısız olsun istiyoruz, eskiden olduğu gibi sağlıklı olsun yediklerimiz. Yani köyde gerçek yoğurttan elde edilen yayık tereyağı yemek istiyoruz aslında, o lezzeti ve sağlığı arıyoruz. Çünkü biliyoruz ki marketlerden aldıklarımız maalesef süt kreması yani süt yağı ve tamamına yakını katkı maddeleri ile dolu. Bu nedenle köylerdeki geleneksel yöntemlerle yapılan tereyağının peşine düşüyoruz. Bu kez de hangi köyde ne kadar güvenilir yapılıyor bunu bilmeye geliyor iş.

Doğal ve sağlıklı olana duyulan ihtiyaç bizi tekrar köy yollarına düşürüyor. Yani, ‘o eski tereyağı’ nı bulabileceğiniz geleneksel yayık tereyağı yapan yerler de var. Gelin birlikte bu yerleri keşfetmeye devam edelim.

                             

Şu yazımız da ilginizi çekebilir
Kahvaltısı Türklerden Daha İddialı 4 Millet

Malum kahvaltı günün en önemli öğünü, hele de günlerden bugünkü gibi pazarsa tadı bir başka o kahvaltıların. Peki haftasonu oldu mu kahvaltıyı bir lezzet şölenine dönüştürme ve hatta bunu bir ritüelmişcesine Boğaz’da yapma kültürü sadece bize mi ait?